MENÜ
$Alış 3.5067Satış 3.5130
Alış 3.7376Satış 3.7443
£Alış 4.4162Satış 4.4392
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Yükleniyor
İmsâk00:00
Güneş00:00
Öğle00:00
İkindi00:00
Akşam00:00
Yatsı00:00

3. Dünya Savaşı ve Clinton

45 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı

Hatta bunun biraz ötesine gidip, bugünlerde İnternet'e bir belgeselyayınlayarak görüşleriniçeşitli bulgularla temellendireceğini vaad ediyor.

3. Dünya Savaşı ve Clinton

CIA çıkışlı stratejik analiz pazarlama uzmanı George Friedman son bir kaç haftadır yayınladığı yazılarında bugünkü global gerginliklerle 2. Dünya Savaşı öncesindeki durum arasında ilginç karşılaştırmalar yapıyor ve yaptığı çözümlemelerde sanki yeni bir küresel  çatışmaya gidiyormuşuz çağrıştırmalarına yer veriyor.

Hatta bunun biraz ötesine gidip, bugünlerde İnternet’e bir belgesel  yayınlayarak görüşlerini  çeşitli bulgularla temellendireceğini vaad ediyor.

Üçüncü Dünya Savaşı teranesi elbette pek çok kişinin ağzında dolaşıyor ama Friedman gibi, sadece ABD yönetimiyle değil, pek çok ülkenin siyaset, finans ve istihbarat kurumlarıyla içli dışlı olan bir kişinin bu konuda fikir beyan etmesinin nedenleri üzerinde kafa yormak yararlı olabilir.

Elbette Friedman stratejik analizlerini satıp para kazanıyor , bu nedenle en azından görüntü olarak tarafsızlığını korumak zorunda, ama bu küresel çatışma tahminlerini ABD başkanlık seçimlerine sadece haftalar kalmışken açıklaması zamanlama olarak sadece raslantı olabilir mi?

Herkes biliyor ki, ABD belki de son yüzyılın en ilginç ve bir o kadar da abuk başkanlık seçimine gidiyor. İki partinin seçtiği adayların ikisi de hem kişilik, hem güvenilirlik, hem de izleme sözü verdikleri siyaset açısından son derece tartışmalı karakterler sergiliyorlar.

Hillary Clinton buzdolabı gibi soğuk kişiliği, e mail skandalı ve Libya‘nın Bingazi kentindeki ABD konsolosluğuna yapılan saldırıyla ilgili bildikleri konusunda söylediği yalanlar ve en son olarak hastalığını seçmenlerinden saklaması nedeniyle büyük ölçüde güven kaybına uğramış durumda. ABD’nin ilk kadın başkanı olma kampanyası için bile, kadın seçmen gruplarından istediği desteği alabilmiş değil.

Donald Trump ise başkanlık seçimi kampanyası başlangıcında saray soytarısı olarak nitelendirilip siyasi nüktelerin konusuna dönüştürülmüşken, son bir ayda Cumhuriyetçi Parti’nin tüm lider kadrolarının desteğini kazanmayı başarıp Clinton’un kamuoyu yoklamalarındaki avantajını sıfıra indirmiş durumda. (Burada, karısını ve babasını aşağıladığı için Trump’ı hiçbir zaman desteklemeyeceğini ilan etmiş bulunan, eski aday adayı, Teksas senatörü Ted Cruz‘un  sonunda dize gelip Trump için oy kullanacağını ilan etmesi ABD’de politikanın ne denli ilkeli yapıldığını göstermesi açısından mükemmel bir örnek kabul edilmeli.)

Kişiliksiz siyaset, ABD yakın tarihinin en sevilmeyen adayları arasında yapılacak bir başkanlık seçimi, silahsız zenci ABD vatandaşlarının birbiri ardına beyaz polisler tarafından vurulup öldürülmeleri, giderek büyüyen gelir dağılımı dengesizliğiyle tırmanan bir yoksullaşma süreci ve  süregiden

İslamcı terör korkusu; bu süreçlerin hiçbiri Kasım ayında yapılacak seçimlerden  sonra iyileşmeyi vaad etmiyor, tersine kutuplaşmanın giderek arttığı ABD toplumunda ekonomik, politik ve sosyal gerilimin artmaya devam edeceğini tahmin etmek güç değil.

Adayların ikisi de bu zor sorunlar konusunda nasıl politikalar izleyeceklerini  açıklamak zorunda kalmamak için adeta çaba gösteriyorlar ve kampanyanın politikalar yerine karakter/kişilik çatışması zemininde süregitmesinden son derece hoşnut görünüyorlar.

2016 seçiminde ABD’deki yerleşik siyasa kurumlarının, finans ve iş dünyasının ve nihayet  NATO iffifakı üyelerinin Clinton‘ı gizli ya da açık biçimde desteklediği bir gerçek. O kadar ki, başka bir kişilik söz konusu olduğunda rahatça yargıya gidebilecek olan devlet sırlarının açığa vurulması (e mail) konusu Hillary Clinton’ın kampanyasını hırpalamasın diye kapatılıverdi.

Üstelik Clinton, hem Dışişleri Bakanlığı hem de bir dönem senatörlük yapmış bir aday olarak, Trump’ın tersine, devlet işleyişini bilen, uluslararası diplomasi konusunda deneyimli,  zor sorunlar için çözüm üretebilecek  nitelikte bir aday olarak gösterilmeye çalışılıyor.

Acaba Friedman, seçim kampanyasının belirleyici son iki ayına girildiği bir sırada Üçüncü Dünya Savaşı söylemiyle, dolaylı olarak Clinton’ın adaylığını desteklemeye mi çalışıyor?

İşin doğrusu, Friedman’ın müşteri kitlesi ABD seçmeni  değil. Friedman’ın hitap ettiği kesim iş, finans ve siyaset dünyasının kalbur üstü kesimleri, yani seçime iki ay kala kesenin ağzını açıp veya siyasi nüfuz olanaklarını kullanıp adayların birini ya da diğerini destekleyebilecek durumda olan bir grup.

Herhalde vaad edilen belgesel  İnternet’te  izlendikten sonra bu konuda daha isabetli fikir yürütmek mümkün olabilecek

Yorum Yaz