MENÜ
$Alış 3.5067Satış 3.5130
Alış 3.7376Satış 3.7443
£Alış 4.4162Satış 4.4392
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Yükleniyor
İmsâk00:00
Güneş00:00
Öğle00:00
İkindi00:00
Akşam00:00
Yatsı00:00

Hukuk mücadelesi sürecek’

22 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
Hukuk mücadelesi sürecek’

Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı amacıyla yargıç ve savcıların ülkedeki ilk sivil mesleki örgütü olarak 2006’da kurulan ve bu konuda mücadele veren, kuruluşuyla birlikte hükümet ve cemaatin hedefi olmuştur.

YARSAV buna rağmen mücadelesinden geri durmamıştır. 

YARSAV, yargıda hükümet ve Cemaat kadrolaşmasına karşı mücadele veren ilk örgüt olup, bu mücadelesinde karşılaşmadığı engel, ödemediği bedel kalmamıştır.

YARSAV’ın 2009 yılındaki ilk seçimli genel kurulunda Hükümet ve Cemaat birlikteliğinin yarattığı operasyonel işlemler, benim üstelik kurucu başkanı olduğum örgütün yönetimi dışında kalmama yol açmıştır.

2014 HSYK seçimlerine ne Hükümet ne de Cemaat söylemiyle katılmıştır.

Kurulduğundan bu yana bir kapatma soruşturması, bir kapatma davasına muhatap olan, hakkında iki kez kapatma yasa tasarısı hazırlanan YARSAV hakkında hedeflediğini elde edemeyen hükümet, nihayet 2016 yılında olağanüstü hal KHK’sı ile YARSAV’ı kapatmıştır.

YARSAV kurulduğundan sonra ortaya koyduğu mücadele nedeniyle çok kısa bir süre içinde 2009 yılında, her ülkeden bir yargı örgütünün üye olabildiği ve BM’nin hukuk alanında danışman organı da olan Uluslararası Yargıçlar Birliği’nin ve yine Avrupa Konseyi’nin hukuk alanında danışman organı olan Avrupa Yargıçlar Birliği’nin üyesi de olmuştur.

Bu üyelikler sonrası, Türkiye’de hukuk ve yargı alanında yaşananlar YARSAV tarafından uluslararası platformlara aktarılmıştır.

Bu durum YARSAV’ı ayrıca hedef durumuna getirmiştir.

Ancak YARSAV hem uluslararası platformlarda hem Türkiye’de, kral çıplak demekten geri durmamıştır.

Bu durum Hükümette ciddi rahatsızlıklar yaratmıştır.

Hükümetin, yargı konusundaki uluslararası platformlara girme denemesi, her seferinde başarılı olamamıştır. Hükümet, her türlü hukuk dışılığını yargı üzerinden gerçekleştirdiği için, ısrarla bu platformlara girerek, kendi yaptıklarını hukuk içinde göstermek arayışından geri durmamıştır.

YARSAV’ın KHK ile kapatılması sonrası, tüm bu uluslararası platformlarda YARSAV yerine Türkiye’yi hükümet etkisiyle oluşturulan Yargıda Birlik Platformu’nun temsili için anında yazılar yazılmasına rağmen, etki altında kurulan, sivil ve serbest iradeye dayanmayan örgütlerin üye olmayacağı gerekçesiyle bu başvurular kabul görmemiş, hükümet bu yönden amacına ulaşamamıştır. Bu durum hükümette ayrıca rahatsızlık yaratmıştır.

Kurucu başkanı olduğum YARSAV’da görev yaptığım dönemde, YARSAV’ın faaliyetleri nedeniyle, ülkede görevde iken en çok yargılanan, hakkında en çok soruşturma açılan yargıç oldum ve iki kez sürgün işlemine tabi tutuldum.

Şu an bakıldığında da çok açıkça görülen, şu an yapılanın YARSAV’da asla bir Cemaat soruşturması olmadığı, YARSAV’da bir Cemaat soruşturması yapmaya da kimsenin niyetinin olmadığıdır.

Şu an yapılan 2009’da yaşananların HÜKÜMET eliyle tekrarıdır.

Hükümet, etkisi altına alamadığı bir yerin varlığını, kendi hukuk ve demokrasi anlayışı ile bağdaştıramadığından, bu tablo ortaya çıkmıştır.

Yapılan soruşturmada bile 17.7.2016 tarihine eş ve çocukları ile yurt dışından Türkiye’ye dönen Murat Arslan’ın, kaçma kuşkusu nedeniyle üstelik yürürlükte olmayan bir yasa hükmüne dayanılarak tutuklanması, soruşturmadaki hukuksuzluğu ayrıca ortaya koymaktadır.

Her ne olursa olsun hukuk mücadelesi sürdürülecektir

Yorum Yaz