MENÜ
$Alış 3.4862Satış 3.4925
Alış 4.1763Satış 4.1838
£Alış 4.7215Satış 4.7462
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Yükleniyor
İmsâk00:00
Güneş00:00
Öğle00:00
İkindi00:00
Akşam00:00
Yatsı00:00

Müjdeler olsun, tüyümüz de tamam!

129 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
Müjdeler olsun, tüyümüz de tamam!

Bilmem farkında mısınız? İktidar ve yandaşlarının söylemlerinde önemli bir kayma gerçekleşti.

Yakın zamana kadar sürüklenmekte olduğumuz felaketlerin faturasını üst akla ve Batılılara keserken gösterdikleri gerekçe; kalkınıp güçlenmemizden, Osmanlı’nın dirilişinden korkularıydı. İslam alemine liderliğimiz, havaalanlarımız ve nurlu geleceğimiz onları titretiyordu.

Tüm medya desteği ve her türlü algı operasyonu imkânlarına rağmen, ülkenin iyiye gittiği masalının inandırıcılığını yitirdiğinin farkına vardılar. Dış politikadaki itibar kaybını, ülkede bozulan birlik beraberliği, ekonomideki tökezlenmeyi makyajla saklama imkânı kalmamıştı.

İçine düştüğümüz boktan durumun müsebbipleri aynı kaldı: Üst akıl, Batılılar ve içerdeki işbirlikçileri. Ama gerekçeyi değiştirmek zorunda kaldılar.

Artık amaçlarının bizi parçalamak olduğu anlaşıldı. 

 

Bir an olsun, “biz neyi yanlış yaptık veya yapmaktayız?” sorusunu sorma zahmetine katlanmıyorlar. Kötü gidişata buldukları çözüm, ülkeyi bu noktaya getiren yanlışları misliyle yapmak!

Farklı kimlik ve farklı siyasal inançtakilerle aradaki yarıkları uçuruma dönüştürmeyi ikballerinin güvencesi sayıyorlar.

Mülteci şantajına güvenerek Avrupa’ya, stratejik önem kozuna sığınarak ABD’ye meydan okuyor, bindikleri dalı kesiyorlar. Arayı düzeltmeye çalıştıkları Rusya ve İsrail’in Türkiye’ye zerre kadar güvenmediğinin ve mevcut duruşlarıyla asla güvenmeyeceklerinin farkına varamadılar.

Irak ve Suriye’deki hamlelerin bölgeyi istikrarsızlaştırmaktan medet umanların ekmeğine yağ sürdüğünün ve söylemlerinin aksine- onlara hizmet ettiğinin ayırdında değiller. Terörü kaynağında kurutmak bir yana, terör cehennemine giden taşları kendi elleriyle döşemekte olduklarını da kavrayamadılar.

Ekonomik çakılmaya buldukları çözümlerse içler acısı. “Dolar dolsa ne olur dolmasa ne olur! aymazlığı, enflasyon ve milli gelir hesaplarını çarpıtarak göstergeleri iyileştirmek, borç ödeme sıkıntımız varken borçlanmayı teşvik etmek

Bu kafayla, bizi bir başka söylem kayması bekliyor. Düşmanların bizi -parçalamak şöyle dursun- yok etmek istedikleri söylemine koşar adım gitmekteyiz. Seferberlik” laflarının gerçeğe dönüşmesine çok bir zaman kalmadı.

Anlamadığım şey, ülkeye ve millete acımamaları değil! 

Galiba, hızla kendi sonlarını da hazırladıklarını göremiyorlar.

Daha acısı; yandaşı zıtdaşı, iktidarı muhalefeti, zengini yoksulu bütün bir ülkenin kaval nağmelerinin peşinden nereye gittiklerini hâlâ idrak edemeyişleri…Mezbaha bahçesinde keyifle geviş getiren koyunlar gibiyiz. Arada bir “şehitler ölmez!” nidalarıyla terörü lanetleyerek vatanı kurtarıyor; sonra yeniden diziler, evlilik programları ve maç izleyerek ve sosyal medya fiyakalarımıza dönerek ferahlıyoruz.

Bok çukurunda bir tüyümüz eksikti. Onu da başkanlık sistemiyle tamamlıyoruz.

Yorum Yaz